SAĞLIKLI KORKUNUZ..

SAĞLIKLI KORKUNUZ..

    O kadar çok hastalık var ki.. Kanserden korkuyoruz. Tansiyon yüksekliğinden korkuyoruz. Ülserden korkuyoruz. Beyin kanamasından korkuyoruz. Kalp rahatsızlığından korkuyoruz. Hastalıklardan korkuyoruz biz.   ***   Trafik kazasından  korkuyoruz. Kör kurşundan korkuyoruz. Boğulmaktan korkuyoruz. Caddede giderken  yukarıdan saksı düşmesinden korkuyoruz. Camda düşebilir.. Şiddetten korkuyoruz.. Korkuyoruz biz..   *** Hemen her şeyden korkarken biz.. Değil ülkemiz dünya birden Korona oldu. Korona dan korkuyoruz biz.. Ya olursak.. Ya bir bulaş hayatımıza girerse. Corona virüs bütün korkularımızın üstüne çıktı. En büyük korkumuz oldu. Korkuyoruz biz..   *** Peki...

Korku Nedir?

Korku olgusunu tek bir cümlede tanımlamak, kuşkusuz çok zordur. Buna rağmen korkuyu, irade ve mantıkla kontrol altına alınamayan, insanın içini daraltan bir yakın tehdit hissi olarak açıklayabilmemiz mümkündür. Tıbbi açıdan bakıldığında korku – hemen hemen her vakada – soluk beniz, terleme, titreme veya çarpıntı halleri ile birlikte seyreder. Korku hastalıkları ise, korkunun şiddetli bir hali olarak kabul edilir.

****

Sağlıklı Korku – Patolojik Korku

Korku, her şeyden önce sağlıklı ve insanın hayatta kalabilmesine yardımcı olan bir duygu halidir. Korku öncelikle, hem kendi kendimiz, hem de çevremizdeki insanlar için sağduyulu ve itinalı olma yetisini kazandırır bize. Nasıl ağrının beden için önemli bir alarm fonksiyonu varsa, korkunun da hayati bir önemi söz konusudur. Örneğin korkmadan ve ağrı hissetmeden ateşe yaklaşabilseydik, hayati tehlike arz edebilecek yanıklara maruz kalmamız çok kolay olurdu. Yani, korkunun da sağlık açısından önemli yönleri vardır kuşkusuz. Bu durumda gerçek korku olarak tabir edilen olgudan bahsedilir: Dışarıdan gelen bir tehlike karşısında insan; bedenen, hissi olarak ve akıl seviyesinde alarma geçirilmektedir. Ancak korku olgusunun nasıl yaşandığını veya algılandığını da herkes bilir. Örne-ğin bize korku veren duruma başka bir anlam vermek suretiyle: Geceleri evimizde sesler duyduğumuzda, bunu evde bulunan muhtemel soygunculara değil, örneğin evin içinde dolaşan kediye yormaya eğilim gösteririz. Ancak makul bir ölçüde gerçek korku hissine sahip olmak da önemlidir. Bu korkunun dozu, risk taşıyan bir olayda hazırlıksız yakalanmayacak kadar yeterli olmalı, ancak tepki gösteremeyecek kadar da („korkudan donakalma“) fazla olmamalıdır. İşte gördünüz: hem aşırı korku, hem de korkusuzluk derecesine varan az korku halleri, hastalık özelliklerini taşımaktadır. Aşırı korku halinde mutlaka yardıma ihtiyacınız var demektir, üstelik yaşam kaliteniz de kısıtlanmış olacaktır. Ancak korkusuzluk halinde sosyal açıdan topluma uyumlu ve de başarılı olmanız mümkündür. Korku olgusunun bu her iki türünün de hastalık niteliği taşımasına rağmen, aşırı korku vakasının daha önemli olduğu da bir gerçektir.

***

Demekki...

Korku duygusu hepimizde olması gereken bir duygu..

Ancak sağlıklı korku iyidir diyor uzmanlar..

Her şeyin fazlası zarar olduğuna göre..

Korkuyu psikolojinizi bozacak kadar  abartmayın.

Yardım alın...

Hem ne der bizim toplumda...

Korkunun ecele faydası yoktur...

Abartmaya gerek yok korkularınızı..

Korkusuz günler dileğimle...