Köşe Yazarı Gülpembe Aydın’dan Hayata Dair Çarpıcı Soru Kendi Eşiğinizin Tam Neresindesiniz?
Köşe Yazarı Gülpembe Aydın’dan Hayata Dair Çarpıcı Soru Kendi Eşiğinizin Tam Neresindesiniz?
Gülpembe Aydın "Eşik" yazısıyla içsel sınırlarımızı sorguluyor: Kaç kapı eşiğinden geçtin değil, bugüne kadar kaç kere kendi eşiğinden geçtin?
Köşe Yazarı Gülpembe Aydın’dan Hayata Dair Çarpıcı Soru: “Kendi Eşiğinizin Tam Neresindesiniz?”
Yazar Gülpembe Aydın, "Eşik" başlıklı son köşe yazısında, insanın hayatı boyunca geçtiği somut ve soyut sınırları masaya yatırdı. Okuyucuyu çocukluk anılarından ilk iş mülakatına, aşk sancılarından büyük kararlara uzanan bir içsel yolculuğa çıkaran Aydın, "Kaç kapı eşiğinden geçtiğin mühim değil, bugüne kadar kaç kere kendi eşiğinden geçtin?" sorusuyla derin bir muhasebe başlattı.
İlk Adımdan Görünmez Sınırlara
Aydın, yazısına yaşamın hızlı ritmini ve içimizdeki "marsiyen enerjiyi" tasvir ederek başlıyor. Okula başlanılan o ilk günün heyecan ve kaygısını hatırlatan yazar, kültürümüzde yer eden "eşikte durma" tabirinin halk ağzındaki basit bir ifadeden çok daha derin bir hakikat barındırdığını vurguluyor. Hayatın en yorucu anlarının o kararsızlık eşiklerinde beklemek olduğunu belirten yazar, ilk aşk buluşmalarındaki tatlı telaşları ve mikro ter damlalarını anımsatıyor.
"En Sıkıcı Misafirlikler Bile Eşikte Şekillenir"
Gündelik hayattan çarpıcı gözlemler sunan Gülpembe Aydın, zoraki katıldığımız sıkıcı misafirlikleri örnek gösteriyor. Aile büyüklerinin “Hadi, bize müsade” demesiyle gözlerde çakan parıltıya dikkat çeken yazar; oturum boyunca konuşulmayan, sürekli ertelenen tüm planların ayakkabılar giyilirken o daracık kapı önünde, yani tam da eşik üstünde konuşulduğunu hatırlatıyor.
Somut Mekanlar, Soyut Duygular
Ev kapısının eşiğini sadece basit bir tamlama değil, "en çok anı biriktiren yer" olarak tanımlayan Aydın, okuyucuya şu can alıcı soruları yöneltiyor:
- Son gözyaşı damlasını silip zili çaldığın o an hiç olmadı mı?
- İlk iş mülakatında, kapıyı çalmadan hemen önce derin bir nefes alıp adımını attığın o yer neresiydi?
Aydın’a göre; gerildiğimiz, heyecanlandığımız ya da kaygılandığımız anlarda kafamızı eğip o çizgiye bakma refleksimiz, Aslında kendi içimizde bir eşik atladığımızın sessiz bir temsili.
"Eşik Sevdalıları" ve Kararsızlık
Yazısında evini ilk kez terk edenlerin, yeni bir düzen kurmak için valizini toplayanların ve yeni bir mekanın kapısını umutla açanların hislerine de tercüman olan yazar, "görünmez eşiklere" sert bir ışık tutuyor. Hayatımıza bir türlü tam dahil olamayıp ne gidebilen ne kalabilen insanları "eşik sevdalıları" olarak nitelendirirken, bazılarının ise başkasının hikayesinde sadece bir "eşik insanı" olarak kaldığını belirtiyor.
"Çocukluk Heyecanıyla Ama Satürn Olgunluğunda..."
Eşikte durmanın zorluğunu "Yüzün karşıya bakar ancak gözün arkaya kayar" sözleriyle özetleyen yazar, hayatın bazen bir cereyan gibi kapıyı yüzümüze kapatabileceğini, bu yüzden bir karar ve hamle yapmanın kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Bazı insanların o çizgiye bir tabure çekip sadece zamanı öğüttüğünü belirten Aydın, yazısını şu güçlü tavsiye ve soruyla noktalıyor:
"Zamanı küflendirmeden, hisleri çürütmeden; çocukluk heyecanıyla ama Satürn olgunluğunda yürümeli insan. Bunu okuyan insan; peki sen, kendi hayat eşiğinin tam neresindesin?"
Gülpembe Aydın'ın bu çok konuşulacak "Eşik" yazısı, sosyal medyada şimdiden büyük yankı uyandırarak okuyucuları kendi içsel sınırlarını sorgulamaya davet etti.

https://www.katilimcimaltepe.com.tr/yazar/gulpembe-aydin/esik-148-kose-yazisi
https://www.katilimcimaltepe.com.tr/haber-kose-yazari-gulpembe-aydindan-hayata-dair-carpici-soru-kendi-esiginizin-tam-neresindesiniz-63895.html
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
