Gülpembe Aydın
Köşe Yazarı
Gülpembe Aydın
 

Ruhuna Kintsugi Yapanlar

Ruhuna Kintsugi Yapanlar  “Kintsugi” çoğumuzun en az bir kez denk geldiği bir kelime. Ama aslında bir kelimeden çok, bir bakış biçimi. Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan çömleklerin çatlaklarının altın, gümüş ya da platin tozu karıştırılmış bir reçineyle onarılması sanatıdır. Kırık gizlenmez; aksine görünür kılınır. Bu felsefeyi farkında olmadan hayatlarına işleyen insanlar vardır. Yıllarca çevresini onarmaya çalışan, çatlakları sezgileriyle bulanlar… Ta ki bir gün, altın reçinenin yansımasında kendi gölgelerini fark edene kadar. İşte o an, onarmayı ilk kez kendilerinden başlatırlar. Ruhları, bedenlerinin çatlaklarından sızmaya başlar ve ilk kez kendilerini görürler. Bu ruhlar için onarmak, sessiz bir “Seni görüyorum” deme şeklidir. Bu onarma halinin adı sonradan konur. Bugün buna “empati” diyoruz. Ve bu sanatı en iyi icra edenler, çoğu zaman kendi kırıklarını en sona bırakır. Ne erdemli bir sevme dili. Ama sevginin kendini feda ettiği yerde, artık sanat olmaktan çıkar. Bazıları için empati burada eşik atlar. “Sanat toplum içindir” diyen sesten, “Sanat sanat içindir” diyen bir sese dönüşür. Sanatçı ilk olarak kendi kırıklarına temas eder, kendini içeriden görür. Tuğlalarla, kara sıvalarla kapattığı çatlaklarını bilinçle yıkar. Kırıldığı yerden daha güçlü ve parlak hâle gelmek için. Bu bir intikam şarkısı değildir; kulaklarında çalan, yıllar önce yüreklerine düşen tohumun ilk filizlenişidir: kişinin ilk kez kendi gözlerinin içine bakması. Herkesin içsel yıkımı farklı şekilde başlar, ama hep aynı dilde konuşur. Belki gecenin sessizliğinde, dizlerine çektiği battaniyenin altından dolunayı izlerken… Belki de gözyaşları yanağına bile varmadan, avuçlarına düşerken… Başkalarına sonsuzca akıttıkları o madenin kaynağı kendileridir. Bunca zaman o madene sahip olmalarına rağmen, kendilerine başkalarının harabesinden kalma ikinci el tuğlalar ördüklerini fark ettiklerinde, kelimeler ses tellerinde idam edilir gibi olur. Kintsugi, onarma sanatından, kendine yuva olma sanatına dönüşür. Artık kırıklarını gizlemek ya da başkalarına değer vermek için kullanmak yerine, her çatlağı kendi içsel evinin bir parçası hâline getirir. Altın, gümüş, platin… Hepsi artık sadece başkalarına değil, kendi ruhuna da dokunur. Biliyorum, insan başkalarını onarırken daha cesurdur. Kendini işlemek daha zordur; bazen elleri titrer. Çünkü bilir ki bazı taşlar, biz istemesek de yerinden oynayacak, bilinç kapısını hesap aralığından fazla açacak. Korkma. Ne malzemelerin eksik ne de sen. Sen kendine layık görmediğin kıymetli reçinelerinle ruhunu onardıkça, bazıları bu ışığa hayran olacak; bazılarının gözü kamaştığı için rahatsız olacak. Herkesin harcı olmayacak o yansımadan kendilerine görmek. Ama eşik atlayan sanatçı, sanatı sanat için yapmaya devam edecek. Çünkü sanatçı hem sanat eseri hem de sanatçı olmayı kendi bedeninde deneyimlemeyi öğrenecek. Peki, sen bu sanatı kendi evinin duvarlarına yapmaya ne kadar hazırsın, sanatçı?
Ekleme Tarihi: 06 Ağustos 2026 -Perşembe

Ruhuna Kintsugi Yapanlar

Ruhuna Kintsugi Yapanlar 

“Kintsugi” çoğumuzun en az bir kez denk geldiği bir kelime.
Ama aslında bir kelimeden çok, bir bakış biçimi.
Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan çömleklerin çatlaklarının altın, gümüş ya da platin tozu karıştırılmış bir reçineyle onarılması sanatıdır.
Kırık gizlenmez; aksine görünür kılınır.
Bu felsefeyi farkında olmadan hayatlarına işleyen insanlar vardır.
Yıllarca çevresini onarmaya çalışan, çatlakları sezgileriyle bulanlar…
Ta ki bir gün, altın reçinenin yansımasında kendi gölgelerini fark edene kadar.
İşte o an, onarmayı ilk kez kendilerinden başlatırlar.
Ruhları, bedenlerinin çatlaklarından sızmaya başlar ve ilk kez kendilerini görürler.
Bu ruhlar için onarmak, sessiz bir “Seni görüyorum” deme şeklidir.
Bu onarma halinin adı sonradan konur. Bugün buna “empati” diyoruz.
Ve bu sanatı en iyi icra edenler, çoğu zaman kendi kırıklarını en sona bırakır.
Ne erdemli bir sevme dili. Ama sevginin kendini feda ettiği yerde, artık sanat olmaktan çıkar.
Bazıları için empati burada eşik atlar.
“Sanat toplum içindir” diyen sesten, “Sanat sanat içindir” diyen bir sese dönüşür.
Sanatçı ilk olarak kendi kırıklarına temas eder, kendini içeriden görür.
Tuğlalarla, kara sıvalarla kapattığı çatlaklarını bilinçle yıkar.
Kırıldığı yerden daha güçlü ve parlak hâle gelmek için.
Bu bir intikam şarkısı değildir; kulaklarında çalan, yıllar önce yüreklerine düşen tohumun ilk filizlenişidir: kişinin ilk kez kendi gözlerinin içine bakması.
Herkesin içsel yıkımı farklı şekilde başlar, ama hep aynı dilde konuşur.
Belki gecenin sessizliğinde, dizlerine çektiği battaniyenin altından dolunayı izlerken…
Belki de gözyaşları yanağına bile varmadan, avuçlarına düşerken…
Başkalarına sonsuzca akıttıkları o madenin kaynağı kendileridir.
Bunca zaman o madene sahip olmalarına rağmen, kendilerine başkalarının harabesinden kalma ikinci el tuğlalar ördüklerini fark ettiklerinde, kelimeler ses tellerinde idam edilir gibi olur.
Kintsugi, onarma sanatından, kendine yuva olma sanatına dönüşür.
Artık kırıklarını gizlemek ya da başkalarına değer vermek için kullanmak yerine, her çatlağı kendi içsel evinin bir parçası hâline getirir.
Altın, gümüş, platin… Hepsi artık sadece başkalarına değil, kendi ruhuna da dokunur.
Biliyorum, insan başkalarını onarırken daha cesurdur.
Kendini işlemek daha zordur; bazen elleri titrer.
Çünkü bilir ki bazı taşlar, biz istemesek de yerinden oynayacak, bilinç kapısını hesap aralığından fazla açacak.
Korkma. Ne malzemelerin eksik ne de sen.
Sen kendine layık görmediğin kıymetli reçinelerinle ruhunu onardıkça, bazıları bu ışığa hayran olacak; bazılarının gözü kamaştığı için rahatsız olacak.
Herkesin harcı olmayacak o yansımadan kendilerine görmek.
Ama eşik atlayan sanatçı, sanatı sanat için yapmaya devam edecek.
Çünkü sanatçı hem sanat eseri hem de sanatçı olmayı kendi bedeninde deneyimlemeyi öğrenecek.
Peki, sen bu sanatı kendi evinin duvarlarına yapmaya ne kadar hazırsın, sanatçı?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve katilimcimaltepe.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.